Arama

Google
 

Reklamlar

Cumartesi, Eylül 20, 2008

Gittim, Konuştum, Öğrendim!

Seyrüsefer cihazları ne işe yarar?
Teknolojik gelişime tarihsel ve işlevsel bir bakış.

Bundan 300 yıl önce yaşayan atalarımızın gündelik hayatlarını bir düşünün. Köylerde nüfusu bir kaç yüz ile bir kaç bin arasında değişen bir sosyal çevrede yaşarlardı. Muhtemelen köylerin ziyaretçileri sadece vergi toplamaya gelen mültezimler, asker toplamaya gelen devlet görevlileri, çerçiler (seyyar satıcılar) ve aşıklar (gezgin ses sanatçıları) idi. Şehirlerde yaşayan insanların imkânları tabii ki her zaman olduğu gibi daha iyiydi. Hastalandıklarında gidebilecekleri bir hastane, çocuklarını gönderebilecekleri eğitim kurumları, alışveriş yapabilecekleri dünyanın her yerinden getirdikleri malları satan sayısız türde dükkanlar ve esnaflar. Evin reisinin örneğin şehirde o senenin mahsulünü satmaya gittiğini bir düşünün. Muhtemelen en yakın pazara ulaşması bile günler sürüyordu. En sıradan seyahat bile kolaylıkla haftaları bulabiliyordu. Tabii, bu arada sizin pek olağan karşıladığınız sevdiklerinizle her gün "Nasılsın?" "İyi misin?" muhabbeti yapmanın mümkün olmadığını da ekleyelim. Mercedes marka çöl devesi
Şehirlerde de tüm ekstra imkânlara rağmen benzer bir durum olduğunu farzedebiliriz. Kısaca normal bir insanın günlük yaşamındaki yaşam alanını 5-10 kilometre ile sınırlayabilirsiniz. Evden 500 metre uzaklaştığı andan itibaren sahip oldukları iletişim imkânları için kullanılabilecek kelime ise "0" olurdu. Tabii mektup denilen bir iletişim teknolojisi de yok değildi. Ancak bu teknoloji ancak en az bir kaç günlük mesafeye kadar uzaklaştığınızda etkin olarak işe yarıyordu.
İnsanı şu üç ihtiyaç ile tanımlayabiliriz : gezmek, konuşmak, bilmek yaratık.
İşte bu üç ihtiyaç bugün dönüştüğümüz halin de baş sorumluları.
Önce ulaşım işini halletmeye çalıştık. Bir kaç bin yıllık uğraşının ardından şimdi bir günde alabileceğimiz mesafe 40 km.'den yaklaşık 15.000 km.ye ulaşmış durumda. Yani atalarımız Ankara'dan Polatlıya 2 günde gidebilirken, biz bugün 1 günde dünyanın öbür ucuna gidebiliyoruz. Bu sadece uzun yolculuklar yaptığımız uçuş teknolojisi için geçerli değil. Gündelik hayatlarımızı asıl değiştiren kara taşıtları teknolojisi oldu. Gündelik hayatımızın yarı çapının 10 km ile 50 km. arasına ulaştığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Burada esas alınan mesafe  bir kişinin yaşadığı yerle çalıştığı yer arasındaki mesafedir.
Ardından konuşma yani başka insanlarla iletişim kurma ihtiyacımız takip etti. Bu konuda 19 yy.'a kadar mevcut ulaşım teknolojileri ile taşınan ve adına mektup denilen iletişim teknolojisi dışında kayda değer bir gelişme olduğunu söylemek zor gibi görünüyor. Zira son 2 asra kadar iletişim teknolojisi atınızın hızına yani ulaşım teknolojilerine bağlı idi. Sonra garip bir şey oldu ve insanlar havada uçuşan dalgalara bilgi yükleyebileceklerini fark ettiler. Üstelik bu dalgalar ışık hızında hareket ediyordu. Yani buradan söyledikleriniz anında dünyanın öbür ucundan dinlenebiliyordu. İletişim teknolojisindeki bu devrim ses ileşitimini yanımızda taşıyabildiğimiz cihazlara yükleyene kadar tek yönlü iletişime izin veren radyolarla devam etti. İki yönlü iletişimin bayrağını ise uzun süre bakır teller taşıdı. Ulaşımda 20 yy.ın başında arabanın icadı ile yaşanan patlamayı, iletişim de kablosuz iki yönlü iletişim teknolojilerinin icadı ile 1990'larda yaşadık. Artık evin alt katındaki birisi ile ya da dünyanın öbür ucundaki birisi ile ayrım yapmaksızın aynı kolaylıkta (aynı ücretle değil !) iletişim kurabiliyorduk. Üstüne üstlük tüm insanlık bu zımbırtılardan birer tane taşımaya başlamıştı. Sesli iletişim de yepyeni bir boyuta geçerken bir yandan da küresel bilgi paylaşım sistemini yani interneti icat edip, bildiğimiz her şeyi herkesle paylaşabilme olanağını elde etmiştik. Son bir kaç yıldır bu iki teknolojinin harmanlanması için uğraşılıyor. Sevgili E-61'imiz ve onun küçük kardeşleri E-61i ve E-71'de bu çabanın maddeleşmiş örnekleri aslında. Evet, ileride daha da iyi olacağı muhakkak olsa da şu anda dağda, bayırda, evde, banyoda yani hemen hemen her yerde hem sesli iletişim (aslında görüntülü iletişim de mümkün) kurabiliyoruz, hem de milyarlarca sayfalık insanlığın bilgi birikimine bir iki tuşa basarak erişebiliyoruz.
Böylece bilgi denilen üçüncü ihtiyacımızı da karşılamış oluyorduk. Yukarıda kim olduğunu bilmediğimiz bir kişi tarafından Afrika'da çekilen resmin bu makaleye kaç saniye içerisinde girdiğini düşünürseniz, geldiğimiz noktayı daha iyi anlarsınız.
Peki bütün bu gelişme resminde eksik olan neydi? Tabii ki en önemli bilgi yani konum bilgimiz.
Bugüne kadar bulunduğunuz mekanı nasıl tanımladığınızı bir düşünün. Bunu okurken muhtelemen evde veya işyerindesinizdir. Peki bulunduğunuz yeri tanımlamak için elinizdeki en güçlü araç nedir? Tabii ki, bizim eski ve güvenilir dostumuz adres bilgisi. Falan sokak, filan apartman no, feşmekan şehri. Bu teknoloji hangi iletişim teknolojisi ile yaşıt sizce, bilin bakalım? Cevap: Mektupla. Hani elimize kamyon, uçak, tren, gemi ve tabiiki emektar postacılarımızın ayakları ile ulaşan yani ulaşım teknolojisine bağlı olan teknoloji ile. Yeni üretilen bilgi teknolojileri olan cep telefonu, kablosuz ileşitim ve internet açısından son derece anlamsız adres bilgileri. Tabii bu adreslerin yerel dillerde olduğunu ve 200'e yakın ülke bulunan dünyada adres bilgisini anlamanın imkânsız olduğunu da belirtmek de fayda var.
İşte Amerikan Ordusunun kötü niyetlerine borçlu olduğumuz teknoloji olan GPS yani seyrüsefer teknolojileri burada devreye girdi. Teknolojiinin biz sivillerden gizli olduğu dönemde tek bildiğimiz askeri dergilerde yayınlanan cihaz reklamları idi.
Ancak bu teknolojinin sivil hayata girmesi ile ciddi bir değişim süreci yaşanmaya başlandı. Artık bizim de tam konumumuzu 5-10 metre hata ile öğrenme imkânımız var.
Sizin de bildiğiniz gibi bir süredir Holux marka elektronik seyrüsefer (GPS) cihazları ile yaşıyorum. Günlük hayatımda, araba sürerken, yürüyüş yaparken ve fotoğraf çekerken kullanıyorum. Ve emin olun, çevremdeki insanların tepkisi "Hayırdır! Kayıp mı oldun?" seviyesinde. AYnı tepkiyi bundan 15 yıl önce yürürken konuşmamızı sağladığı iddia edilen cep telefonları hakkında ben de vermiş olduğumdan bu sosyal psikolojiyi anlamak mümkün. Zira seyrüsefer cihazlarının işlevselliği henüz hayatımıza tam anlamıyla girmiş değil. Ama emin olun bilgi teknolojelire hızla konumlandırma teknolojileri ile birleşiyor.
Bildiğiniz gibi artık E serimizin en yeni üyeleri olan E-66 ve E-71 artık kendi GPS işlemcileri ile birlikte üretilmeye başladılar. Nokia küresel anlamda en önemli hareketli iletişim teknolojileri firması olarak bu yeni alana çok ciddi yatırımlar yapıyor.
Sorumuza geri dönersek "Seyrüsefer" cihazları ne işimize yarayacak? Ya da bulunduğumuz yerin herkes tarafından bilinmesinin faydası nedir ? (Aslında GPS olmasa bile cep telefonu işletmecileri telefonunuzun yaydığı sinyallerden konumunuzu, yönünüzü ve hızınızı yaklaşık 7 saniye içerisinde öğrenebiliyorlar. Siz yine de paronayak olmayın)
Nokia da bu soruya cevap arayanlardan birisi... Önce NokiaMaps (daha önce ki yazılara bakınız) ile seyrüseferin ilk bilinen kullanım alanı yani ulaşım bilgisinin yönetimi ile işe başladılar. Böylece tamamen yabancı bir şehirde bile -ki geçen hafta Stockholm'de kullanma fırsatım oldu- yolunuzu, yönünüzü bulmanıza ve adres bilgilerini girerek yol sormaktan kurtulmanıza yardım ettiler.
Şimdi ise heyecan verici bir başka alan daha açıldı. Nokia Beta Labs  bildiğiniz gibi deneysel yazılımların geliştirildiği önemli bir kaynak. Bu grup tarafından geliştirilen en önemli Seyrüsefer teknolojilerinden birisi ise Nokia Sportstracker. Modern insanın en büyük saplantılarından birisine yani günlük spor yapma ihtiyacınıza hitap eden bir araç geliştirmişler. Bilenler bilir tüm zayıflama ve güçlenme çalışmalarında en önemli şey veridir. Yani neyi, ne zaman ve ne kadar yoğunlukla yaptığınız. İşte Sportstracker size bu imkânı sağlıyor. Örneğin hafta sonu sabah erkend bisikletinize binip hem eğlenmek, hem de spor yapmak istediniz. Cep telefonunuz da kaçınılmaz olarak yanınızda. Eğer E-61'iniz varsa harici GPS cihazınızı da yanınıza alıyorsunuz. Eğer E-71'iniz varsa onu da almanıza gerek yok. Harekete geçmeden önce Nokia Sports Tracker'ı çalıştırıyorsunuz. Artık telefonunuz tam olarak nereden başladığınızı, yüksekliğininiz ne olduğunu, hangi hızla hareket ettiğinizi, dakikada kaç kilometre yol aldığınızı ve en güzeli de rotanızı kaydediyor.
Artık gerçekte ne kadar sportmen olduğunuzu rahatlıkla öğrenebilirsiniz. Daha da güzeli bu programın bir de online hizmetinin devreye sokulmuş olması. Sportstracker'ın  kendi internet sitesi var. Yaptığınız çalışmaları kaydeden telefonunuz, açtığınız üyelik sayesinde bir kaç saniye içerisinde verilerinizi bu sitede size ayrılan alana yüklüyor (her bir faaliyet yaklaşık 50-60 kb tutuyor. Yani civarınızda kablosuz hat olmasa bile fazla bir maliyeti yok) çalışırken resim mi çektiniz onları da bu siteye yükleyebiliyorsunuz.
Sportstracker ile entegre olan bir başka uygulama ise Wellness Diary. Bu programda sağlınızı daha yakından takip edebilmeniz için düşünülmüş oldukça detaylı bir yazılım. Tabii arkasında yine Nokia Betalabs bulunoyur.

Evet onca felsefenin ardından seyrüseferin günlük hayatlarınıza yapacağı etkinin başlangıcını oluşturan bir uygulamadan bahsettik. Emin olun ki bilgi teknolojilerinin gelişim sürecinde konum bilginiz her geçen gün daha da önemli ve işlevsel olacak. Bir kaç ay sonra tekrar görüşmek üzere.

Cuma, Haziran 20, 2008

Seyrüsefer Cihazlarına Devam

Herkese yeniden selamlar,


Uzun aralıklı bir yazar olarak anlatacak çok şey birikiyor ama doğrusu ben yine mümkün olduğunca az yazacağım.

Bir önceki yazımdan da bildiğiniz gibi taşınabilir Bluetooth cihazımızı kayıp etmiştik. Son üç aydır yaşadığım ızdırabı sonlandırmaya ve yeni bir GPS cihazı almaya karar verdim. Her 21. yüzyıl insanının yaptığını yaparak tabiatiyle GOOGLE a yüklendik. Bu bir Google davası değil ama bir Google araştırması oldu sizin anlayacağınız.
GPS cihazları 1990'ların ortalarından itibaren yaşadığımız cep telefonu teknolojisinde yaşanana benzeyen bir patlama sürecinin içerisinde gibi gözüküyor. Her yıl bir öncekinden daha iyi cihazlar çıkıyor. Anlaşılan insanlar her yerden konuşabilme devriminin ardından, ne zaman nerede olduğunu 10m.lik hata payıyla bilebilme devriminden çok hoşlandılar. Daha önceki yazılarımda değindiğim Nokia Maps ve Tom Tom gibi programlara ilişkin yazıları okuyanlar benim de çoktandır bu devrimin büyüsüne kapılmışlar arasında yer aldığımı göreceklerdir.
Şurası bir gerçek ki artık teknolojinin ihtiyaçlardan doğduğu 20. yüzyılı ve onun abilerini kesin olarak geride bırakmış bulunuyoruz. Artık teknoloji size ihtiyaç duyduğunuzu hissettiren her şeydir. Bir düşünsenize gerçekten de her yerden herkesle konuşabilmek ne kadar yaşamsal bir ihtiyaç olabilir ki? Ya da koca yerkürede tam olarak nerede olduğunuzu bilebilmek, bizim gibi şehir ve masabaşı insanları için ne kadar büyük bir ihtiyaç?
İşin felsefe kısmını geçelim, isterseniz. Bugün size yaptığım son araştırmaların sonuçlarından bahsetmek istiyorum.

Seyrüsefer ama hangi seyrüsefer?

Evet, yukarıda da felsefesini yaptığım gibi GPS cihazları bayağı bir marifetlenmiş durumda. Gerçekten de şehirlerde ve şehirler arası yollarda size yol, hız ve pozisyon gösterebilme özellikleri ile bizleri büyülemişlerdi. Şimdi ise iki farklı teknolojinin başımıza açtığı dertlere deva olmak üzere geliyorlar. Bu teknolojilerden birincisi "Dijital Fotoğraf" teknolojisi. Yan tarafta bu teknolojinin sağladığı imkânlarla çektiğim fotoğrafları da gururla beğeninize sunuyorum. Son 5 yılda emektar HP Photosmart 945'imin deklanşörüne neredeyse 15.000 kere basmış birisi olarak, seçme manzara resimlerimin bulunduğu http://www.panoramio.com/user/377190 adresini de aynı şekilde beğeninize, ziyaretinize ve oylarınıza (:)) sunuyorum. Burada göreceğiniz PANORAMIO gibi sitelerde bize Seyrüsefer cihazı (GPS) almak zorunda bırakan ikinci teknoloji olarak karşımıza çıkıyor. Siteye girdikten sonra ON THE MAP seçeneğini seçerseniz bir anda karşınıza güzel çizilmiş bir dünya haritası çıkıyor ve hem sizin hem de diğer yüzbinlerce kişinin dünyanın farklı mekanlarında çektiği fotoğraflar inci gibi diziliveriyorlar.
Peki harita, fotoğraf ve internet kelimelerini yan yana getirdiğinizde size ne sonuç veriyor dersiniz? Tabii ki GPS. Bugüne kadar tüm fotoğraflarını yeryüzünde yer isimlerine göre arama yaparak ve yabancı şehirlerin karmaşık sokaklarına kuşbakışı bir bakış atıp, fotoğrafı nerede çektiğini hatırlamaya çalışan bir kişi olarak ben ve eğer aynı durumda iseniz siz çok mutlu olacaksınız.
Zira, yeni taşınabilir Bluetooth cihazlarına bir özellik daha eklendi. Bu yeni özelliğin pek çok adı var. In English devam edersek, data logger, gps logger, data tracker, gps tracker vs. Bu özellik sayesinde seyrüsefer cihazınız rotayı zamanıda hesaba katarak kaydediyor. İyi de bunun resimlerimize ne faydası var diyeceksiniz.
Hiç olmaz olur mu? Kayıt işlemi bittikten siz de GPS cihazınızın kayıt özelliğe açıkken çektiğiniz fotoğrafları da alıp bilgisayarınızın başına geçiyorsunuz. Önce fotoğraflarınızı aktarıyorsunuz. Ardından ise GPS cihazınızın bilgisayarla hemhal olma vakti geliyor ve kaydını yaptığı veri dosyasını aktarıyorsunuz makineye. Müteakiben (ardındanın bir başka hali) bu iş için özel olarak tasarlanmış programı açıp, hem fotoğraflarınızın hem de kayıt dosyanızın olduğu yerleri gösteriyorsunuz ve Voila (söylediğim gibi fransızca kursuna gidiyorum). Program fotoğrafların içerisindeki zaman bilgisi ile GPS cihazından gelen kayıtları karşılaştırıp, o saniyede sizin nerede ve hangi koordinatlarda bulunduğunuzu tespit edip, fotoğraf dosyasının EXIF denilen bilgiler içeren bölümüne bu bilgileri yazıyor. Çektiğiniz tüm fotoğraflar için aynı işlemi tamamladıktan sonra artık nereye giderlerse gitsinler, nerede yayınlanırlarsa yayınlansınlar fotoğraflarınız, nerede çekildiklerini gösteren bilgi ile gezeceklerdir.
Ya ! Gördünüz mü? Ne kadar faydalı imiş, değil mi?
Yeni bir 100 YTL. harcamay değermiş değil mi?
Ben de bu azim faydaları gözlemlediğimden ve eski GPS cihazımı hayırla yad ettiğimden yeni bir cihaz ısmarladım. Detaylarını ve cihaz hakkındaki yorumlarımı bir kaç ay sonra okuma fırsatı edinebileceğinizi umuyorum. Şimdilik şunu söyleyebilirim ki fiyatı ve özellikleri ile birlikte daha önceden kullandığım cihazı da dikkate alarak HOLUX markasını yeniden tercih ettim. Burada da yeni tekno-oyuncağımın resmini görebilirsiniz.

Çok yakında tekrar görüşmek üzere ziyadesiyle selamlar ....




Salı, Nisan 22, 2008

Taşınabilir Seyrüsefer cihazları

Ne de güzel incelemeler yazmıştık seyrüsefer hakkında. Türkiye koşullarında Nokia E61 telefonumuzda kullanabileceğimiz ideal bir program bulmuş ve güzel güzel kullanır olmuştuk. Ta ki taşınabilir seyrüsefer cihazlarının en büyük problemi olan yüksek kaybedilebilirlik oranı bize de çarpana kadar. Kısacası Holux-240 marka GPS cihazımı kaybettim. Bulana hayırlı olsun!

Sorunlara ilişkin en güzel şey nedir bilir misiniz? Çözmeye çalıştığınızda öğrendikleriniz. Tabii ki benim durumunda sorun iki şekilde çözülebiliyor. Birisi arayıp bulmak ki bir aydır bunu becerebilmiş değilim, diğeri ise kendime yeni bir GPS cihazı aramak.

İkinci çözüm yoluna artık resme girmiş bulunduğumdan, bir kısmını size de aktarabileceğim yepyeni bilgiler öğrenmeye başlamış bulunuyorum. Daha sonraki günlerde değineceğim bu hususlara bir girizgah olması bakımından, bir iki konuyu çıtlatabilirim.

1. GPS cihazlarının da tıpkı diğer tüm elektronik cihazlarda olduğu gibi kendi özel işlemcileri var. Bunu biz de biliyorduk demeyin, zira asıl önemli olan piyasada bu konuda rekabet eden birden fazla işlemci üreticisi bulunması. Yani aslında GPS cihazımızın markasından daha ziyade işlemcisinin ne olduğu önem kazanmış bulunuyor. Bir kaç isim zikredelim ki daha sonradan bahsetmeye yüzümüz bulunsun. Bu isimler de şüphesiz piyasada en çok bilinen çipler olan SIRFSTAR III ve MTK işlemci setleri olacaktır.

2. Taşınabilir bir GPS'in arabanıza takacağınız "Dana" misal sabit GPS cihazlarından en büyük farkı yürürken de kullanabilmeniz ki sevgili üretici firmamız NOKIA, Finlandiyalı zekasını kullanarak bu konuda bize "Sportstracker" isimli mükemmel yazılımı üretmiş bulunuyor. Yani GPS cihazları artık sağlığa faydalı ürünler kategorisine girmiş durumda. İleride bu yazılımdan da bahsetmeyi düşünüyorum.

Alors! J'écriverai un article concernant le sujet. (Bu aralar Fransızca kursuna gidiyorum da!)



Salı, Aralık 11, 2007

E-61'de Seyrüsefer (Navigasyon)

Tom-Tom Navigator ve E-61 hakkındaki ilk görüşlerimizi "Afrika'da Aslan Avlamak ya da E-bay" başlıklı yazımızda belirtmiştik. Tabii nadiren güncellenen bir site olarak bu yazının üzerinden neredeyse bir yıl geçmiş olduğunu da belirtmemiz gerekiyor.
Peki bu koskoca bir yıl içerisinde neler yaptık? Tabii arada başka yazılarda yazmadık değil ancak zannediyorum, 1 yıldır test etmekte olduğumuz E-61 ve Seyrüsefer sistemleri hakkında tecrübelerimizi özetlemenin zamanı geldi. Bu süre içerisinde iki programı deneme fırsatı edindik. Adları Tom-Tom Navigator ve Nokia-Maps olan iki program da özellikleri ile göz dolduruyorlar. E-61'i her sürücünün vazgeçilmez arkadaşı yapma potansiyeline sahip olan bu iki program haricinde hayal kırıklığı olarak NavTurk programından da bahsedelim. Yaklaşık 1,5 yıldır ürettikleri yerel seyrüsefer sisteminin Symbian uyumlu versiyonunu çıkarma vaadini ilan eden Navturk'ten bugüne kadar her hangi bir hareketlilik görebilmiş değiliz. Var olmayan vaadleri pas geçerek, var olan uygulamalara kısaca bir göz atalım.

Tom-Tom Navigator:

Tom-Tom özellikle seyrüsefer sektöründe gerek ürettiği araç içi cihazlar ve gerekse yazılımı ile en eski ve olgunlaşmış sistemlerden birisi. Symbian'a da uyarladıkları programları sayesinde bizim de uzun bir süre E-61'imizde test etme imkânı bulduğumuz Tom-Tom oldukça tatminkar bir sistem. Program E-61'de sorunsuz ve aksamadan çalışıyor. Oldukça etkin ve olgunlaşmış bir yazılım olan Tom-tom firmanın tüm tecrübesini yansıtıyor. Programın tüm seçeneklerine tek tuşla (rakam tuşları ile) ulaşmak mümkün. Bu özellikle sürüş esnasında programın kullanımını oldukça kolay hale getiriyor.

Tom-tom'un değişen şartlara tepkisi oldukça hızlı ve az önce belirttiğimiz gibi E-61'te hiç bir takılmaya sebep olmadan rahatlıkla çalışıyor.

Sorunlardan birisi Tom-Tom'un E-61 için özelleştirilmemiş olmasından olsa gerek, Türkçe harfleri tanımıyor olması. Bu konu özellikle bulunduğunuz yerin koordinatlarını kaydetmek ve yere bir isim vermek gerektiğinde bayağı bir sıkıntı yaşatıyor.

Seyrüsefer sistemlerinin en önemli özelliği olan "Sesli Yardım" Tom-Tom'da standart olarak ve Türkçe dilinde de var. Böylece size devamlı rehberlik eden, sağa sola dönmenizi tavsiye eden bir bayan yardımcıya sahip oluyorsunuz.

Gelelim Tom-tom'un en büyük problemine... Ne yazık ki Tom-tom özellikle şehir içi ulaşımda pek başarılı değil. Türkiye'yi pazar olarak görmediklerinden olsa gerek, Türk şehirlerinin haritaları oldukça sorunlu. Ankara'da gündelik olarak aylarca süren testlerin ardından programın yolların % 70-80 kadarını bildiğini söyleyebilirim. Ancak iyi bir seyrüsefer sistemi için bunun yeterli olduğunu söylemek, özellikle Nokia Maps'i gördükten sonra oldukça zor görünüyor. En ciddi sıkıntı ise Tom-tom'un bölünmüş yolları ve tek yönlü yolların hangileri olduğuna ilişkin hiç bir fikri olmaması. Dolayısıyla kendinizi sağa dönülmesi yasak olan bir yolda sağa dönmeye çalışırken bulabiliyorsunuz. Karmaşık Türk şehir yaşamında bu çok ciddi bir problem. Türkleri (muhtemelen orjinal yazılım problemi yüzünden) henüz müşteri listesine almadığını tahmin ettiğim Tom-tom bu anlamda henüz Türkiye'de kullanılabilecek bir durumda değil.


Nokia-Maps:

Nokia'nın Smart2Go programını satın alarak geliştirdiği Maps yazılımını görene kadar Tom-tom'un bir alternatifi olup olmadığını bilmiyordum. 3 günlük deneme kullanımının ardından kendimi programı satın alırken bulduğumu söylersem, programın üzerimde yarattığı etkiyi anlatabilmiş olurum zannındayım.
Aslında N-95 için geliştirilmiş olan Maps yazılımını, Symbian kardeşliği sayesinde rahatlıkla ve tam ekran olarak kullanabiliyorsunuz. Maps yazılımını sesli rehber ve araç seyrüseferi olmadan yani iki boyutlu olarak ve ücretsiz olarak kullanmanız mümkün. Ancak tüm özelliklerden yararlanmak isterseniz 3 yıllık bir üyelik için 65-70 Avro arasında bir ücret ödemeniz gerekiyor.Sağolsun, Nokia firması bu ödeme işini kredi kartı numaranızı kullanarak ve telefon üzerinden basitçe yapmanız için her türlü kolaylığı düşünmüş. Bir iki tuş darbesi ile yazılımı 1 ay, 1 yıl veya 3 yıllık olarak almanız mümkün.
Nokia her ne kadar Symbian için uyarlanmış bir yazılım olsa da akıcılık anlamında tam performans gösterdiğini söyleyemeyeceğim. Arada bir anlık duraklamalar ve size yol tarif eden bayanın sesinde kesilmeler olabiliyor. Ancak bu sorunlar ciddi anlamda rahatsızlık vermiyor.
Nokia Maps'in bir başka sorunu ise menülere ulaşımın ayakta duran ve etrafı seyderen bir yayaya uygun olarak düzenlenmiş olması. Yani Tom-tom'un aksine programı araç sürüşü sırasında kullanmak kendinize biraz tehlikeye atmak anlamına geliyor. Tek tuşla yapılacak pek çok hareketi bir kaç katmanlı menülere girerek yapmanız gerekiyor. Bu anlamda Tom-tom çok daha ileride görünüyor. Sorunun sonraki sürümlerde ortadan kaldırılacağını ummaktan başka bir şansızım bulunmuyor.
Maps'in en kuvvetli yanı ise adresleme sistemi ve haritalarının doğruluğu. En ücra köşelerdeki sokak ve sokakçıklar da dahil olmak üzere bugüne kadar gittiğim Ankara sokaklarının %99'unun mevcut olduğunu söyleyebilirim. Sokak isimleri gayet güncel ve kapsamlı. İşin en güzel yanı ise yolların gidiş ve geliş yönlerinin tamamen doğru olması. Bu sayede bilgisayar sizin için yolu hesaplarken en doğru rotayı çiziyor ve kendinizi ters yönde bulmanıza engel oluyor.

En muhteşem özelliğimiz ise adres araması yapabilmemiz. Gitmek istediğiniz adresin cadde veya sokak adı ile gideceğiniz binanın kapı numarasını giriyorsunuz, ve vala, bir kaç saniye içerisinde mümkün olan en yakın noktayı size gösterebiliyor. Adres araması ekranında bir Türkçe problemi olduğunu düşünüyorum. Zira Türkçe harfleri kullanmadığınızda daha doğru arama yapıldığını görüyorsunuz.

Lafı sadede getirip 1 yıllık test süresinin ardından şunları sıralayabiliriz:
1. Dev ekranı sayesinde E-61'iniz sayesinde aracınıza bir seyrüsefer sistemi almanıza kesinlikle gerek yok. Üstüne üstlük bunu yürürken de taşıyabiliyorsunuz. (Nokia'nın Sports Tracker isimli, yürüyüş parkurunuzu GPS ile takip eden programı da anmak lazım)
2. Tom-Tom çok güzel bir program olmasına rağmen Türkiye sadece "Doğu Avrupa" haritasının bir parçası olarak yer alıyor ve şehirler arası yollarda iyi olmasına rağmen şehir içinde doğruluk oranı konusunda ciddi problemleri var.
3. Nokia-Maps, bizim gibi Nokia kullanıcıları için doğruluk oranları, adres taraması, okul, hastane, müze gibi yer bilgilerine sahip olması ve ücretsiz harita indirme gibi özellikleri ile en uygun seçenek olarak ortaya çıkıyor.

Bir kaç ay sonraki yazımızda görüşmek üzere

Pazar, Mayıs 06, 2007

Hızlı e-posta kurulumu

Sevgili Levent siteyi geç güncellediğimiz mateessüf doğru. Ancak amatör bir site için anlaşılabilir diye düşünüyorum. E61'i almakta keşke acele etmeseydin diyeceğim zira kameralı versiyonu olan E61i piyasaya sürülmüş bulunuyor. Kısa süre içerisinde Türkiye'de olacağını tahmin etmek zor değil.
E-posta ayarlarını yapmak zor değil. Joystick'in yanında üzerinde zarf olan düğmeye bas. Karşına mesaj araçların gelecek. Eposta alabilmek için burada onları tanımlaman gerekiyor.

Kısa mesajların bulunduğu ekran açılınca sağdan GERİ tuşuna bas. Karşına Mesajlar bölümü çıkacak.
SEÇENEK/AYARLAR seçeneklerini seç. Karşına çıkan ekranda E-POSTA'yı seç tekrar SEÇENEK'ten Yeni Posta kutusunu seç ve gmail ya da AOL gibi bir posta kutun varsa bununla ilgili ayarlarını gir. Yahoo adresin varsa buradan ulaşmayı unut. Çünkü yahoo internet sitesi aracılığı dışında Outlook'ta dahil olmak üzere hiç bir e-posta program ya da uygulamasının kendisine erişmesini imkan vermiyor. Ancak yahoo 'ya internet gezginin aracılığı ile ulaşabilirsin.

Levent Bey'in mesajı:
Sitenizi yaklaşık 3 aydır takip ediyorum bıraz geç güncelleme
yapılsada..Nokia e 61 hayranıydım ama telefonu bir türlü
bulamıyordum,anadolu yakasında oturmama ragmen karsı taraftakı tum nokia
shopları gezdım ama bulamamıstım.bende yenı cıkan nokıa e 65 i aldım,çok şık
kullanışlı bir telefon,fakat dün çok ilginç içerenköy carrefour daki
teknosada 700 milyona e 61 buldum ve onun yerıne aldıgım telefon e 61 den
gelişmiş dahi olsa dayanamdım aldım,ve çok memnunum,şimdi size sormak
istediğim konu şu,ben mail ayarlarımı nasıl yapıcam,yani telefonumdan nasıl
mail alıp gönderım yapabılecegım,ve guvenli bir messenger programı nerden
bulabılırım,bu konularda bana yardımcı olursanız sevinirim,iyi günler

levent çiğdem